Tarihin Renkli Rotası: BALAT

Tarihin Renkli Rotası: BALAT

İstanbul’un en eski yerleşim yerlerinden biri olan Balat son dönemlerde kazandığı popülerliğini hızla devam ettiriyor. Samimiyetin hala var olduğu, mahalle kültürünün devam ettiği tarihi semtte attığınız her adımda içinizin neşe dolduğu hissediyorsunuz.

Ayşe Küçükmanav-Arel Üniversitesi Gazetecilik Bölümü

Rengârenk cumbalı evleri, dar sokakları, kafeleri, antikacı dükkânları, roman düğünleri, sahili ve denizi ile her gün yüzlerce ziyaretçisini kucaklayan  Balat’ın tarihteki yerine bir parça değinecek olursak; Haliç kıyısında bir semt olan Balat, Yunanca “Saray” anlamına gelen  “Palation” kelimesinden gelmektedir. Adını Bizans İmparatorluğu zamanında imparatorların Blachernae Sarayı’na ulaşmak için burada bulunan kapıdan geçmeleri sonucu almıştır.

Haliç’in en çok yerli ve yabancı turist çeken semtlerinden olan Balat, fotoğraf severler ve turizm acentaları tarafından da sıklıkla turlar düzenlenerek her geçen gün daha da tanınır hale gelmektedir. İsmi genellikle Fener ile beraber anılan Balat’ta Osmanlı döneminde Museviler yaşarken Fener’de ise Rum aileler yaşamaktaydı. Tarihi eser bakımından da bir hayli zengin olan bölge yıllarca birçok farklı kültüre ev sahipliği yapmış olup kiliseleriyle, Fener Rum Lisesi’nin ihtişamıyla, patrikhanesiyle, esnafıyla, modernizmden nasibini almamış eski dükkânlarıyla adeta buram buram tarih kokmakta ve ziyaretçilerini büyülemektedir.

1.Dünya Savaşı öncesi Balat’ta yaşayan Musevi halk savaş sonrası 1948’de İsrail’in kurulması ile bölgeyi terk etmiştir. Ayrıca Osmanlı döneminde yapılan planlamalar sonucunda atölyelerin ve fabrikaların Haliç’e taşınması nedeniyle bölge eski cazibesini yitirmiş, kalan varlıklı Rum ve Musevi aileler Balat’ı terk ederek Beyoğlu bölgesine yerleşmişlerdir.

Cumhuriyet dönemi ile birlikteyse buradaki fabrika ve atölyeler yıkılmış, yerlerine park ve otoyollar yapılmıştır. Bölgenin son 150 yılda tarihi dokusu bir hayli bozulmuş ve zarar görmüş olsa da, restore edilmiş rengârenk cumbalı evlerin bolca bulunduğu bir semt olarak özellikle fotoğraf sanatçılarının ve dizi yapımcılarının uğrak yeri olmaya devam etmektedir.

İstanbul’un adeta açık hava fotoğraf atölyesi olan Balat, fotoğrafa meraklı herkesin mutlaka uğradığı, semtin poz vermeyi çoktan öğrenmiş çocuklarının gönüllü asistanlık yaptığı sıcacık şirin bir semt olmayı sürdürürken, bizde sizler için bir Balat turu yaptık ve Balat’ta ki hayatı, gidilecek kafeleri, gezilecek yerleri ayrıntılı olarak araştırdık.   

Balat’ta Gezilecek Yerler:

  1. Fener Rum Patrikhanesi: Dünya Ortodoks Hristiyan Kiliselerinin merkezi olarak kabul edilen  Fener Rum Patrikhanesi gücünü ve varlığını günümüze dek sürdürmekte olup her yıl binlerce kişi tarafından ziyaret edilmektedir. 
  1. Sveti Stefan Kilisesi: İçerisinde altı büyük çan bulunan ve Bulgar Eksarhhanesine bağlı bir kilise olan Sveti Stefan, Balat ve Fener semtleri arasında bulunmaktadır. Bu tarihi ibadethane, yaklaşık 500 ton demir kullanılarak inşa edildiği için halk arasında ‘Demir Kilise’ olarak da bilinmektedir. Ayrıca kilise dünyadaki tek demir kilise olma unvanına da elinde bulundurmaktadır. 
  1. Balat Meydanı: Son dönemde birbiri ardına açılan dükkânların ve kafelerin de etkisiyle daha da kalabalık bir semt olmaya başlayan Balat, etkileyici görünümü ile dün ve bugünü birleştiren bir buluşma noktası havası yaratmaktadır. 
  1. Meryem Ana Kilisesi / Ayazması: Ayvansaray ’da, bulunan tarihi kilise aynı zamanda Ayazma olduğu için içinde kaynaktan akan şifalı su olduğuna inanılmaktadır. Suyu ister çeşmeden ister hazır halde bulunan plastik şişelerden içebilirsiniz. Kilise bir Ortodoks kilisesi olup en büyük özelliği ise dünyada pazar günü ayinini cuma günü yapan tek kilise olmasıdır. 
  1. Tahta Minare Camii: Fatih Sultan Mehmed Han tarafından H. 863 / 1458 tarihinde inşa ettirilmiştir. Yakınındaki Tahta Minare hamamı da Fatih vakfındandır. Zamanla harap olan cami 1865 yılında Kantarizade Halil Ağa tarafından restore ettirilmiş olup daha önceki zamanlarda tahta olan minaresi camiye ve mahalleye isim olmuştur. Kare planlı harimi ve son cemaat yerini ahşap çatının örttüğü cami 1957 yılında tekrar restore edilmiştir.

 “Naftalin” Kokulu Bir Kafe

Cafe Naftalin K. tarihi semt Balat’ta Bülent ve Zeynep Yılmaz çiftinin fikirleri sonucunda ortaya çıkan şirin bir mekân. Vintage dekorasyonu, ambiyansı, çalınan müzikleri, ortalıkta gezinen kedileri ve sizi karşılayan güler yüzlü ev sahipleriyle içinizi ısıtan sıcacık bir kafe. İçine girdiğiniz zamansa dekorasyonu o kadar etkileyici geliyor ki insan da her bir eşyanın hikâyesini sorma gereği hissettiriyor. Ayrıca yine kafenin adı olan Naftalinin sonunda ki “K” harfi de kafamızda soru işaretleri oluşmasına neden olan bir diğer olaylardan. Hal böyleyken tüm merak ettiklerimi n en doğrusunu kafenin sahibesi Zeynep Hanım’dan öğrenebilirim dedim ve onunda beni kırmaması üzerine kendisiyle keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

1982 İstanbul doğumluyum. Lisans eğitimimi Uluslararası İlişkiler alanında tamamladıktan sonra, yüksek lisansımı kütüphane alanında yaptım. Yaklaşık 8 sene kütüphanelerde çalıştım. Hikaye buradan sonra başlıyor açıkçası. Eşimle yıllardır biriktirdiğimiz, koleksiyonunu yaptığımız ve hali hazırda toplamaya devam ettiğimiz 60-70-80-90’lı yıllara ait parçaları bir dükkânda toplamaya ve satışını yapmaya karar verdik. 4 sene önce Balat’a gelişimiz bu amaçla oldu. İlk önce Naftalin Vintage isimli bir eski eşya dükkânı açtık Balat’ta. O zamanlar Balat’ın herhangi bir popülaritesi yoktu açıkçası. Tek derdimiz insanlar eski bir sokağa girdiklerinde, çocukluklarını / gençliklerini hatırlatan objelerle dolu bir dükkâna girsinler ve mutlu olsunlardı. Özellikle Patrikhane’yi ziyaret ettikten sonra dükkânımıza giren Rum ziyaretçilerle tanışmak ve eski İstanbul’a ait hatıralarını dinlemek o dönem en keyif aldığım şey diyebilirim.

 Balat’ta kafe işletme kararını nasıl aldınız?

Naftalin Vintage ‘ın açılmasından tam 1 sene sonra açmaya karar verdik Cafe Naftalin K.’yı. Eski eşya dükkânının hemen karşısına kafe açmak fikri bizi çok heyecanlandırdı. Hali hazırda depo olarak kiraladığımız dükkânı, zevkimize göre eski eşyalarla dekore ettik ve kafemizi açtık. Bu kararı vermemizdeki en büyük sebep çevrede kafe sayısının bir elin parmaklarını geçmemesiydi diyebilirim. Eski bir sokak, eski eşyalarla dolu bir dükkân ve çayını kahveni yudumlayabileceğin dönem eşyalarıyla dekore edilmiş ve içinde kedilerin takıldığı bir kafe… Eşimle karşılıklı dükkânlarda olmak da cabası. Mutlu olmak için bir yerlerden başlamak gerekiyor kanımca.

 Naftalin Kafe’nin hikayesinden bahseder misiniz? Adındaki “K” harfi ne anlama geliyor?

Öncelikle Naftalin isminin nereden geldiğini açıklayayım. Eski eşya dükkanımıza isim ararken nedensiz bir hatıra canlandı gözümde. Anneannemin saklı sandığı ve benim onu minik ellerimle açma çabam. O sandık ve içinde bulunduğu oda çocukluğumun gizemlerinden biriydi benim için. Bir gün anneannemin o sandığı açtığını hatırlıyorum ve burnuma çarpan yoğun kokuyu. Naftalinlenmiş bir sandık… Naftalin benim için çocukluğumdaki gizemin, merakımın ve huzurun kokusu. Cafe açılırken Naftalinin sonuna bir de K. Harfi ekledim. K. Harfi ise en sevdiğim K.’ları ifade ediyor; Kafka, kedi, kitap, kek, kahve ve kurabiye J

 Kafenizde bulunan eşyalar arasında ilginç bir hikayesi olan var mı?

Merdaneli çamaşır makinesi. Ben o makinenin çalışmasına birebir şahit olmuş bir çocuktum. Küçük ellerimle sıkılma aşamasındaki çamaşırı büyük bir kuvvetle çekmeye çalışmam dün gibi aklımda. Sonra sobamız… Sobanın yandığı odadan başka bir odaya geçerken hissettiğim üşüme ve nedensiz yalnızlık hissi hiç bırakmadı peşimi. Eski eşyaları sevme sebebim de bu sanırım, belleklerimizdeki gizli odaları açma misyonları.

 Çok teşekkür ederiz Zeynep Hanım. Son olarak söylemek ya da eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ben teşekkür ederim. Eskiyi hatırlamak isteyen herkesi Cafe Naftalin K.’ya beklerim.

 

Balat’ta Gidilecek Kafeler

Top 5

  1. Cafe Naftalin K.
  2. Atölye Kafası Hangar
  3. Cumbalı Kahve
  4. Balat Kadraj Kafe
  5. Hobbit House

Balat’ta Yaşam

Bölgede giderek çoğalan üniversiteler nedeniyle yavaş yavaş üniversite bölgesi haline gelmeye başlayan Balat semti her gün sayısız öğrenci, öğretim görevlisi ve idari personelin uğrak mekânı haline geliyor. Peki, Balat’ta öğrenci ya da çalışan olmak nasıl bir duygu? İstanbul Ayvansaray Üniversitesi öğrencisi Özge Culum ve üniversitenin Medya Üretim Atöyesi sorumlusu Miray Şengül Koşar Balat’ta yaşamanın hissettirdiklerini sorularımızı yanıtlayarak bizimle paylaşıyorlar.

 “Balat bizler için adeta doğal bir film platosu”

Öncelikle sizi biraz tanıyalım.

Adım Özge Culum. 19 yaşındayım. İstanbul Ayvansaray Üniversitesi, İç mekan Tasarımı 2. Sınıf öğrencisiyim.

 Balat’ta öğrenci olmak nasıl bir duygu?

Balat’ta öğrenci olmak çok eğlenceli. Kampüsümüz mahalle arasında olduğu için ilk başlarda garip gelmişti ama daha sonra alıştım ve çok sıcak gelmeye başladı. Camdan cama asılan çamaşırlar, romanların sokak düğünleri, Suriyeli küçük çocuklar, rengârenk evler… Balat bizler için adeta doğal bir film platosu. Çok fazla hayatın içinden olay ve insan görüyoruz tabi bunlarda bizim kendi ait olduğumuzun dışında başka bir dünya olduğunu anlamamızı sağlıyor. Bu nedenle burada öğrenci olmaktan gayet mutluyum.

Ders aralarında ya da okul çıkışında Balat’ta nerelere gidiyorsunuz?

Balat’ta özellikle de meydan ve Fener tarafında çok fazla kafe var. Öğle aralarında ya da dersimiz bittikten sonra arkadaşlarımızla birlikte bu kafelere gidip sohbet ediyoruz. Ayrıca bölge tarihi açıdan da çok zengin olduğu için kiliselere gidip oraların mimari yapılarını inceleme fırsatı bulabiliyoruz. Bu okuduğum bölüm içinde çok yararlı oluyor.

Ulaşım bakımından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ulaşım bakımından gerçekten çok rahat. Bir kere aşırı merkezi bir yer. Balat’tan geçen birçok belediye otobüsü var. Ayrıca Haliç Hattı ile Üsküdar-Eyüp arasında gemi seferleri yapılıyor. Metrobüs kullananlar Ayvansaray durağında inip yürüyebilirler. Birden fazla şekilde Balat’a ulaşma imkânı olmasından dolayı ulaşım yönünden hiçbir zorluğu yok.

 Güvenlik açısından Balat’ı nasıl buluyorsunuz?

İnsanlar ilk başta Balat adını duyduklarında irkiliyorlar. Bunun kesinlikle roman vatandaşlarımıza bir önyargı olduğunu düşünüyorum. Balat’ta gezmeye gelmek açısından değil orada okuyan bir öğrenci olarak söylemek isterim ki bu benim burada 2. Yılım ve güvenlik açısından hiçbir sorun yaşamadım. Bölge halkı öğrencilere o kadar alışmış durumda ki deyim yerindeyse bize kol kanat gerdiklerini bile söyleyebilirim. Bizleri kendi çocukları, kardeşleri gibi görüyorlar.

Son olarak Balat’ta öğrenci olmaktan memnun musunuz?

Evet, burada öğrenci olmaktan çok mutluyum. Her geçen gün bölgeyi daha fazla seviyorum ve iyi ki diyorum “buradayım”. Okuduğum üniversitenin tercih ve tanıtım zamanlarında da aday öğrencilere Balat’ta öğrenci olmanın nasıl bir duygu olduğunu ve bunun getirdiği avantajları anlatıyorum. Burada diğer çoğu semtte olmayan bir mahalle kültürü hala var ve bu sıcaklığı Balat’a ilk geldiğiniz anda bile hissedebiliyorsunuz.

 “Balat’ta çalışırken eğleniyorum”

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Merhaba ben Miray Koşar. 27 yaşındayım. Balat’ta özel bir üniversitenin medya üretim atölyesinde fotoğrafçılık yapıyorum.

 Balat’ta çalışmak nasıl bir duygu?

Balat’ta çalışmak İstanbul dışında çalışmak gibi hissettiriyor. Sanki şehrin gürültüsünden kaçıp samimiyete karışmışım gibi geliyor bana. Artık günlük hayatınızda rastlayamadığınız bir içtenlik görüyorsunuz burada. Hiç tanımadığınız bir teyze size çay ikram ediyor, bakkala gittiğinizde paran yoksa sonra verirsin diyor, çocuklar sizi tanıyor görünce size doğru koşup sarılıyorlar… Bunların hepsi çok özlediğimiz duygular.

 Balat’ta nerelere gitmeyi tercih ediyorsunuz?

Ben ve arkadaşlarım burayı çok sevdiğimiz için genelde iş çıkışlarımızda Balat’ta kalmaya devam ediyoruz. Fener’de Naftalin kafe diye bir yer var en favori mekânımız orası diyebilirim. Bunların dışında mutlaka görülmesi gereken tarihi kiliseler ve yapıtlar var. Zaten Balat öyle bir yer ki her adımınızda bir tarih yattığını anlayacaksınız.

 Ulaşım bakımından zorluk yaşıyor musunuz?

Ben Kartal’da oturuyorum. Normalde bayağı uzak bir mesafe ama ulaşım konusunda zorluk yaşamıyorum. Yani bana uzak gelmiyor. Çünkü her yerden ulaşım var. Vapur, metro, metrobüs, otobüs neredeyse bütün toplu taşıma araçlarıyla Balat’a gelebilirsiniz.

Peki Balat’ı güvenlik açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

İlk işe başladığım zamanlarda ben de tedirgin olmuştum. Ama sonra çok yanıldığımı anladım. Bazı semtler var geçmişte bir takım olaylarla kötü nam yapmışlar ve bu böyle dilden dile kulaktan kulağa yayılıp sürüp gitmiş. Balat’ta maalesef bu şekilde adı çıkan, insanların önyargı ile baktıkları semtlerden biri. Kesin olarak söyleyebilirim ki ön yargılarımızı kırmak gerek çünkü çok yanıltıcı olabiliyorlar. Bu benim Balat’ta dördüncü çalışma yılım ve güvenlik açısından hiçbir olumsuzlukla karşılaşmadım.

 Son olarak Balat’ta çalışmaktan memnun musunuz?

Bütün söylediklerimden anlaşılacağı üzere evet çok memnunum 🙂 Balat’ta çalışırken eğleniyorum bu da yaptığım işten zevk almamı sağlıyor. Burayı, burada yaşayan insanları, onların samimiyetini çok seviyorum.

 

 

 

Leave a Reply