İstanbul’da kültürel bir değer: Yedikule Bostanları

İstanbul’da kültürel bir değer: Yedikule Bostanları

Bugün birçok şehirlinin “hangi mevsimde hangi sebze-meyve yenir” sorusunun cevabını bilmediği bir zamanda hala varlığını sürdüren; Bizans’tan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan günümüze kalmış olan Yedikule Bostanlarının geçmişi 1500 yıl öncesine dayanıyor.

Simgenur Gök-Arel Üniversitesi Gazetecilik Bölümü

Tamı tamına 1500 yıllık tarihiyle Fatih İlçesi’nin sur dibinde yaşamayı sürdüren Yedikule Bostanları, tarihi ve kültürel bir miras olarak karşımıza çıkıyor. Bizans tarafından ekilip biçilen, sonrasında el değiştirerek Osmanlı’nın önemli tarım kaynakları haline gelen bostanlar kuşkusuz İstanbul için çok büyük bir değer. Bu değere sahip çıkmak da büyük önem taşıyor. Bu yüzden Yedikule Bostanları, bu değeri fark eden Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından da koruma altına alınmış durumda.

Kültürel mirasa sahip çıkılmalı!

Günümüz İstanbul’unda artık sadece mezarlıklarda karşılaşabildiğimiz yeşil alanların dışında Yedikule Bostanları’nın doğal diğer bir yeşil alan özelliği taşıması, değerini anlamamız açısından oldukça önemli. AVM’lerle dolup taşan şehirde sebze yetiştirmenin önemi hiç kimse tarafından yadsınamaz. Ayrıca İstanbul’un orta yerinde böylesine verimli toprak yapısı bulunan bir alanda yapılan bostancılık, birçok ailenin geçimini kazanabildiği bir yaşayış biçimi. Civar semtlerden gelen aileler, belediyeye ödedikleri kiralar karşılığında bostanlarında çeşitli sebzeleri özenle yetiştiriyor. Taze sebzeler birinci elden tüketiciye geçiyor. Elleriyle tek tek bir bebek gibi bakıp büyüttükleri sebzeleri müşterilerine oldukça makul fiyatlar karşılığında satıyorlar. Birçoğu bunu bir aile geleneği olarak devam ettiriyor. Hatta bazılarının genç çocukları da bu mesleği çoktan ele almış görünüyor. Sadece satış yapmak değil, kuşkusuz ki şehrin göbeğinde kendi sebzelerini yetiştirip tüketmek bile birçoğuna büyük bir mutluluk yaşatıyor. En önemli mutluluk da bu kültürel mirasa sahip çıkıp onu yaşatıyor olmak…

Yedikule Bostanlarında neler yetişiyor?

Her bostanda farklı farklı sebzeler yetişiyor. Bu sebzeler mevsimine göre de değişiklik gösteriyor. Bu sebzelerin yetiştirilmesinde doğal, hayvansal gübre kullanılıyor.

Yaz aylarında domates, patlıcan, biber, semizotu, reyhan, fesleğen, maydanoz, kereviz gibi sebzeler satın alınabilir. Kışın ise karnabahar, beyaz / mor lahana, kıvırcık salata bulunuyor. Bahar aylarında Yedikule marulu adı verilen marul; sonbaharda karalahana, pazı, turp, roka yetişiyor.

Sonbaharın güneşli bir gününde bostanında sohbet etme imkanı bulduğum Ayşe teyze “Daha bunlar ne ki! yazın burada dometesler, salatalıklar daha bir sürü şey..” diyerek ifade ediyor.

Bostanların geçmişten günümüze uzanan tarihi

Coğrafyamızda 1500 yıllık geçmişiyle bostanlar, Bizanslıların kent sebze-meyve ihtiyaçlarını karşılamaları için kurdukları bir tarım sistemiydi. İstanbul’u fethinden sonra Osmanlı’nın devam ettirdiği bu şehir bostancılığı sarayın ve halkın sebze ihtiyacını karşılamaya devam etti. Neredeyse her mahallenin kendi ihtiyacını karşılayan bir bostanı oluyordu.

Sebzecibaşı tarafından sarayın ihtiyacı kadar olan sebze bu bostanlardan alınıyor, geriye kalan diğer mahsuller yasalara uygun bir şekilde bölünerek manavlara dağıtılıyordu.

Cumhuriyet döneminden sonra da bostanlar bir süre yerlerini korudu ancak 1950’lerin başından itibaren köyden şehirlere doğru yaşanan göçlerle birlikte şehir planlamaları devreye girdi, bostanlar imara açılmaya başlandı ve yerleşim yerlerinin artmasıyla birçok bostan yok oldu.

Günümüzde hala faaliyette olan son bostanlardan Yedikule Bostanlarının da geçtiğimiz yıllarda İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından park alanına çevrilmesi planlanmış ancak halkın, bostancıların ve STK’ların itirazlarıyla duraklatılmıştı. Şimdi bu tarihi kültürel mirasa sahip çıkmak için herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekiyor.

Yedikule bostanlarına nasıl gidilir?

Yedikule Bostanları, Kozlu Mezarlığı’nın karşı sırasından Abdi İpekçi Spor Salonu’nun karşı sırasına kadar uzanan alanda, surların dibinde yer alıyor. “Yedikule Bostanları’na nasıl giderim” diye soranlar, bu kültürel değeri görmek ve alışveriş yapmak isteyenler için alternatif toplu ulaşım yolları:

1- Taksim’den 80T otobüsüne binip son durakta (Kazlıçeşme) inmek gerekiyor.

2- Marmaray kullanıcılarının da aynı şekilde Kazlıçeşme son durak istasyonunda inmeleri gerekiyor. On dakikalık yürüme mesafesi sonunda bostanlara ulaşılıyor.

3- Yine Taksim’den bir diğer seçenek 93T otobüsleri. Ancak bu otobüs Zeytinburnu yönüne devam ettiği için en geç Belgratkapı durağında inilmesi gerekiyor. Bostanlar; Mevlanakapı, Kozlu, Silivrikapı, Biruni Üniversitesi ve Belgratkapı durakları boyunca uzanıyor.

4- Eminönü yönünden geleceklerin 93 numaralı otobüse binmeleri gerekiyor. Tıpkı 93T otobüsünde olduğu gibi en geç Belgratkapı durağında inilmesi gerekiyor.

5- Mecidiyeköy yönü için de 93M otobüsü bulunuyor. Bu otobüsle gelenlerin de en geç Belgratkapı’da inmeleri gerekiyor.

6- Beyazıt yönünden gelecek olanlar içinse 93C otobüsleri bir diğer alternatif. Belgradkapı durağında inilmeli.

7- Metrobüsle tek vesait ulaşmak isteyenler 15 dakikalık bir yürüme mesafesini göze almalılar. Topkapı metrobüs istasyonunda inerek Panorama 1453 Tarih Müzesi yönüne geçilmesi ve ardından surlara yönelmeleri gerekiyor.

Leave a Reply