Bütün Ağaçların Atası: ZEYTİN

Bütün Ağaçların Atası: ZEYTİN

“Zeytin bütün ağaçların ilkidir”. Zeytinin insanlık tarihi için ne denli önemli olduğuna tüm kutsal kitaplarda ve varoluş efsanelerinde yer verilmektedir. Hiç bir ağaç, ölümsüz zeytin ağacı kadar insanlar tarafından mukaddes sayılmamış, hiç bir ağacın üstüne bu kadar çok efsane ortaya konmamıştır. Peki, zeytin ağacının tarihi ve zeytin ağacı efsanesi nedir?

AYŞE KÜÇÜKMANAV-Arel Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü

 Ölmez Ağaç Zeytin ve Tarihi

Yasak meyve olan elmayı yiyerek Havva ile birlikte cennetten kovulan Âdem, Tanrı’ya kendilerini ve tüm insanlığı affetmesini için dua eder. Cennet bahçesinin bekçiliğini yapan melek, Âdem’in oğlu Şit’e üç tane tohum verir ve bu tohumların Âdem öldüğü zaman ağzına yerleştirilmesi gerektiğini söyler. Âdem öldükten sonra ağzına bu üç tohum yerleştirilir ve kısa bir süre sonra gömüldüğü yer olan Hebron Vadisi’nde üç ağaç yeşerir. Bunlar; sedir, servi ve zeytindir. Tanrı ile insanlar arasında barışı simgeleyen bu üç ağaç arasında zeytin ağacı; kutsallığı, adaleti, sağlığı, zaferi, huzuru, bereketi, ölümsüzlüğü, zekâyı ve arınmayı temsil etmektedir. Zeytin ağacına ilişkin en eski bulgulara Ege Denizi’ndeki Santorini Adası’nda yapılan arkeolojik kazılarda rastlanmakta olup, tarihi ilk insanlara dayanan bu kutsal ağaç üstüne de sayısız efsane yaratılmıştır.

 Ölmez Ağacın Mucizesi: Zeytinyağı

Birçok efsaneye konu olan zeytin ağacının meyvesi de insanlık için ayrı bir önem taşımaktadır. Faydaları doktorlar tarafından sürekli anlatılan, her derde deva, mis gibi kokusuyla bir meyveden çıkan en güzel sıvıdır zeytinyağı. Antik çağlarda sıvı altın denen zeytinyağı yapımının her aşaması emek ve özveri ister. Bakımı da yetiştirmesi de ayrı zordur. Peki, kutsal ağaç zeytinin bu küçücük tanelerinden nasıl yağ yapılıyor?

Zeytinyağının yolculuğu daha ağaç üstündeyken yani dalında başlıyor. Sırıkla, elle ya da makineyle ağaçta ayrılan edilen zeytinler bir yerde toplanıyor. İçlerindeki yabancı cisimler ayıklanıyor ve sıkılmaya hazır hale getiriliyor. Özellikle darbe almamalarına, sağlam kalmalarına dikkat ediliyor.

Eskiden zeytinler, iki adet ağır taşın arasında aynı işlem iki kez tekrar ederek ağır ağır ağır ezilirdi. Ancak günümüzde teknolojinin ilerlemesiyle taşların yerini büyük makineler aldı. Toplanan zeytinler, fabrikalara teslim ediliyor ve bu makineler tarafından işleniyor. Ama tabi bu kadar kolay bitmiyor. Zeytinler burada tekrar bir ayıklama işleminden geçiyor. Taş, yaprak, toprak gibi tüm istenmeyen maddeler ayrıştırılıyor. Bu ayrıştırma işlemi çok önemli çünkü içerisinde kalan tek bir yabancı cisim bile zeytinyağının tadını bozabilir.

Ayıklama işleminde sonra ikinci aşamaya yani yıkamaya geçiliyor. Bu aşamada temizlenen zeytinler, iyice yıkanıp, kurutuluyor ve bir sonraki işleme hazır hale getiriliyor. Bu aşamada da zeytin çekirdekleri ayıklanıyor ve sadece etli kısımları kalıyor. Bu yağların daha çabuk açığa çıkmasına ve ezilmesine olanak sağlıyor. Zeytinler burada yarı hamur haline geliyor ve yoğurma ünitesine aktarılarak iyice eziliyor. Zeytinin türüne göre bu işlem 20-40 dakika arası devam ediyor. Bu aşama az miktardaki yağ damlalarının birleşip, büyük yağ damlaları oluşturmasını ve tane tane süzülmesini sağlıyor. Yoğurma aşaması bittikten sonra zeytinyağının ayrılması için su veriliyor ve yağın üste çıkması sağlanıyor. Üste çıkan yağ bu işlem için üretilen tanklar yardımıyla süzülüyor ve sıvı haline getiriliyor. Sıvı haldeyken pompalanarak zeytinyağı elde ediliyor.

Ölmez Ağaç Zeytin ve Efsaneleri

Nuh’a Göre Zeytin Ağacı Efsanesi

Tufan sona erdiğinde, suların çekilip çekilmediğini bildirsin diye, geminin penceresinden bir güvercin saldım güneşin battığı yere. Hemencecik dönen güvercin, “Hayır” dedi. “Tüm sular olduğu gibi duruyor”. Yedi gün sonra tekrar yolladım aynı güvercini suları kontrol etmesi için. Bu sefer hemen geri gelmedi. Geminin arka tarafında belirdiğinde gagasında bir zeytin yaprağı taşıyordu. Güvercinin anlattığına göre sular artık çekilmişti ve dalından yaprak getirdiği zeytin ağacı tufanın yok edemediği tek şeydi. O zaman anladım bütün kötülüğü sularla yıkanan dünyada zeytin ağacında tek bir kötülük yoktu. Zeytin bir başlama ve sürdürme vesilesiydi. Sevinçle yerimden kalktım, beyaz güvercinin gagasında tuttuğu umudu gemidekilere fısıldadım: “Bundan sonra dünya çok güzel bir yer olacak”.

Zeus’a Göre Zeytin Ağacı Efsanesi

Olmadı. Dünya daha güzel bir yer olamadı. Kendimizi kendimizden, kentlerimizi insanlardan ve insanları birbirlerinden korumamız lazımdı. Biz tanrılar olarak sırtımızı ağaçların güçlerine yasladık. Örneğin benim ağacım meşeydi. Hades’in mersin, Hera’nın elma ve Athena’nın zeytin. Zeytin ki ağaçların ilkidir. Bir şehri korumak için geldi diyarımıza.   Ve dünyayı korumak için köklendi. Uzun çok uzun zaman önce Athena’nın ellerinde karşıma ilk geldiği günü hatırlıyorum.

Atina’ya Göre Zeytin Ağacı Efsanesi

Ben yeni kurulmuş bir şehirdim. Zeus beni kimin koruyacağına bir türlü karar veremiyordu. Sonunda, Tanrılar Meclisi’ni topladı ve herkese duyurdu: “ Her kim bu eşi benzeri olmayan şehre en değerli armağanı sunar, burayı korumaya hak kazanır”. Bütün tanrılar ne yapacaklarını şaşırdılar. Hepsi en güzel hediyeyi getirmenin peşine düştü. Günler boyunca hediyeler yağdıkça yağdı. Bunların hepsi benim için geliyordu. Nasıl şımardım anlatamam. Ve Zeus en sonunda iki hediye arasında kaldı. Bunlardan biri Poseidon’un rüzgardan bile hızlı koşan atıydı diğeri ise Athena’nın elleri arasında parıldayan narin bir zeytin dalı. Poseidon’un kazanacağından net olarak emin olduğu at göz kamaştırıcıydı. Kim bilir kaç savaş onun sayesinde kazanılabilirdi. Sahibi bu zaman kadar görülmemiş bir gücün ve hıza kavuşacaktı. Ancak Zeus zeytin dalına takılmıştı. Elini zeytin dalına doğru yavaşça uzattı ve onu avucuna aldı. Zeytin dalı işte tam orada etti yeminini.

Zeytin Dalına Göre Zeytin Ağacı Efsanesi

Yemin olsun büyüyeceğim. Ölümsüzlükten almışım gibi kök suyumu bin yıllarca, yüzyıllarca yaşayacağım. Sana söz veriyorum. Nesiller boyunca meyve vereceğim. Meyvelerimi sıktıklarında balım akacak ellerine. O bal ki şifa olacak hastalara, karanlığı aydınlatacak geceleri. Dallarım gündüz yorgunluğuna gölge, köklerim yarına umut olacak.

Halirrothios ‘a Göre Zeytin Ağacı Efsanesi

Zeytin ağacı denen o mendebur, kimsenin hatta tanrıların bile akıl erdiremediği gizemli bir güç edindi. Bunu kendi başıma gelenden biliyorum. O muhteşem atı görmüştüm ve babam Poseidon’un  Atina şehrini kaybetmesini kendime bir türlü yediremedim. At o kadar hızlıydı ki rüzgar bile onun hızını kıskanırdı. Küçücük bir zeytin dalı nasıl onu yenebilirdi aklım almıyordu. Bunu düşündükçe içimdeki öfke daha da çoğaldı. Ve bir gece ayın vurduğu ışıkla elimde parlayan bir baltayla zeytin ağacının yanına gittim.

Baltaya Göre Zeytin Ağacı Efsanesi

Halirrothios beni sımsıkı kavradı. Sağ kolunda öyle bir güç vardı ki hissedebiliyordum. Onun bu gücü içindeki kaybetme hırsından geliyordu. Zeytin ağacına baktım bir gram bile korku duymadan beni izliyordu. “Biliyor musun ben senin sapınla akrabayım” dedi bana. “Alemdeki herşeye akrabayım aslında”. Sonra güneşe doğru dua eder gibi uzattı dallarını ve gözlerini kapadı. İçimde bir şey titredi. Derken Halirrothios öfkeyle havaya kaldırdı beni. Var gücüyle asıldı sonra. Ağacın gövdesine sağlayacaktı beni. Ama bir anda ne oldu nasıl oldu bilmiyorum, gizemli bir güç aniden yönümü değiştirdi. Ağaca değil sahibimin Halirrothios’un boynuna gömüldüm.

Halirrothios’un Başına Göre Zeytin Ağacı Efsanesi

Beni gövdeyle bağlayan boyun ikiye ayrılınca kendimi bir anda yerde buldum. Eğer konuşabilseydim dünyanın bütün başlarına şöyle derdim: “Ben ettim siz etmeyin. Zeytin ağacına dokunayım demeyin. O bütün başlardan güçlüdür. O sizlerden güçlüdür”. Ancak diyemedim elbette. Sessizlik ölüme en büyük işaret. Bende sustum ve o günden sonra hiç konuşmadım. Ama kim anlattı bilmem olan biten efsane oldu yayıldı kulaktan kulağa.

Yaşlı Papaza Göre Zeytin Ağacı Efsanesi

Orada olduğumu kimse bilmiyordu. Bir kayanın arkasına oturmuş dinleniyordum. Birden bir baltanın sahibini nasıl parçaladığını gördüm ve bir ağacın kendini kesmeye niyetlenen birisi için ağladığını. Gördüklerimi sessizce bir kişiye anlattım. Sonra rüya rüya gezinmeye başladım.

Bu Haberi Yazana Göre Zeytin Ağacı Efsanesi

Ben bu efsaneleri oldubitti zeytincilik yapmış dedemden dinledim. Zeytine kıyanın iflah olmayacağını da ondan öğrendim. Kendini insanlığın yararına adamış, yeminler etmiş zeytin ağacının kutsallığının sırrına baltalar bile ermişte kesmemiştir onu. Misafir olarak geldiğimiz şu dünyadan ne çok kendini dünyanın sahibi sanan, gözünü para hırsı bürümüş insanlar geçmiştir ama zeytin ağaçları hep kalmıştır. Ve zeytin ağacı bu durumu Homeros’un kulağına şu sözlerle fısıldamıştır;  “Herkese aitim ama kimseye ait değilim. Sen gelmeden öncede buradaydım ve sen gittikten sonra da burada olacağım”.

Leave a Reply